ULUSLARARASI STİL (1920-1950)

Ulusalcılıktan uluslararası anlayışa

v16.Y.Y. İkinci yarısında Avrupada ulus devletlerin kurulmasıyla ortaya çıkan ulusalcılık anlayışı avrupaya hem ekonomik hem de politik anlamda güç kazandırmıştır.

vUluslar arası ilişkiler etkin  olduğundan hem nasyonelizim (ulusalcılık) hem de savaşa giden dünya ticaretindeki ürün tasarımlarını etkilemiştir.

vDünya pazarında kendilerini göstermeye ihtiyaç duyan ve yeni yeni endüstrileşen ülkelerde bu etki daha çok hissedilmiştir.

Uluslararası stil nedir ?

Uluslararası Üslup ya da Uluslararası stil 1920’lerden 1950’lere kadar hükmünü sürdüren 20.yy. ortası Batı mimarisine egemen üsluptu.

Stilin  adının “Uluslararası” olması doğru bir seçim olmuştur çünkü stil  gerçekten de tüm dünyada etkili olmuştur. Tüm dünyada etkili olabilmesi belki de hiçbir kültürün etkisi altında olmamasından, tamamen yeni unsurlar taşımasından kaynaklanmış olabilir.

Nasıl ortaya çıktı?

Bu akımın ismi Henry-Russell Hitchcock ve Philip Johnson adlı iki mimarın 1932 yılında New York şehrinde yer alan MoMa müzesinde gerçekleşen Uluslararası Modern Mimari Sergisi

serginin amacı o zamana kadar dünyanın çeşitli yerlerinde pratiğe dönüşebilmiş Modern mimari eserlerini kategorize etmek ve tanımlamaktır

Picture1

Picture2

Moma

Picture3

Moma
Moma

Johnson ve Hitchcock, ütopyacı sosyalist arka planından ziyade Avrupa modernizminin bakışı ve dilini tanıtmaya eğilmişler ve bu amaçla, tarihselci, ana yapılar için tuğla ve taş yerine topluca üretilen çelik ve betonun kullanılmasına, camın kılıf örten, serbest bir plan olarak uygulanmasına ve kütleden ziyade hacmi öne çıkaran mimari anlayışı’na odaklanmışlardı. Saflık ve disiplin, onların hayranlık duydukları özelliklerdi ve “daha az daha çoktur” düsturuna ulaşmışlardı.

Akımın üç temel amacı

  • Kütlenin değil hacmin ifade edilmesi
  • Kalıplaşmış simetri yerine denge unsurunun gözetilmesi
  • Yapılarda süsleyici unsurların kullanılmaması

Akımdan etkilenenler

  • Henry-Russel Hithcock
  • Philip Johnson (1906-2005)
  • Walter Gropius (1883-1969)
  • Le Corbusier (1887-1965)
  • Alver aalto (1898-1976)
  • Ludwig Mies van der Rohe (1886-1969)

 

Philip Johnson              (1906-2005)

Picture7

 

  • Philip Cortelyou Johnson (tam ismi) 8 Temmuz 1906’da doğup, 25 Ocak 2005’te vefat etmiştir. 99 yıllık hayatı boyunca özellikle Amerikan mimarlığında adını çok defa duyurmuştur. Kişisel imajında kalın ve yuvarlak gözlükleri ile tanınır.
  • Mimarlık eğitimini Harvard Üniversitesinde yaptı. Bir çok ödüle layık görüldü, kendisi için tasarladığı Cam Ev (Glass House) ile 1995’te Pritzker Ödülü’nü aldı. Johnson, arkadaşları ile Almanya’yı turlayarak güncel mimarlık örneklerini gözlemledi ve 1932 yılında MoMa’daki sergisinde Amerikan kamuoyuna sundular.
  • Philip Johnson’ın en belirgin özelliği eserlerinin tamamını belirli bir mimari stil çizgisinde yapmamasıdır.
Cam ev
Cam ev
Cam ev
Cam ev
New Cannan şehri, Connecticut eyaleti
New Cannan şehri, Connecticut eyaleti
Seagram Binası
Seagram Binası
Seagram Binası
Seagram Binası

Mies van der Rohe

Picture13

  • •Adı çok geçmeden Uluslararası Modernizm ile beraber anılacak Mies van der Rohe, üslubu uyarlamış, düzenlemiş ve özgün, işlenmiş ve geometrik özelliklerine kavuşturmuştur. Erken dönem Avrupa modernizminin asimetrisinin yerine koyu, göz alıcı simetriyi getiren Rohe, bir ızgaraya dayalı metal çerçeveli cam kutuyla kendini gösteren “Mies formülü”ne ulaşmıştı.
  • Mies formülünü ise boşluk, hacim ve uzay olarak açıklayabiliriz.

Picture14

Alman Ludwig Mies van der Rohe, 1929′da en ünlü projelerinden birine imza attı: Uluslararası Barcelona sergisindeki Alman Pavyonu. Bu bina 1938′de yıkıldı ve daha sonra 1986′da yeniden inşa edildi. Kolonlarla desteklenen düz bir çatıya sahip olan pavyonun iç duvarları cam ve mermerden yapılmıştı ve bu duvarlar yapıyı desteklemedikleri için hareket edebilirler. Mies’in diğer tasarımlarında da gözlenen “boşluk, hacim, uzay” kavramı bu pavyonda da belirgindir.

Picture16

Mies van der Rohe tasarlamıştır.Illionis Teknoloji Enstitüsü
Mies van der Rohe tasarlamıştır.Illionis Teknoloji Enstitüsü
Farnsworth House - mies van der rohe
Farnsworth House – mies van der rohe

Alver aalto (1898-1976)

Picture22

1920’lerden 70’lere kadar süren kariyeri boyunca yapıtları sırasıyla İskandinav Klasisizmi, 1930’larda daha rasyonel Uluslararası Üslup Modernizmi, 1940’larla beraber daha organik modernist anlayışının etkileriyle tasarlandı. Yine de kariyeri boyunca en belirgin özelliği Gesamtkunstwerk,(bütünlük) bir bütün sanat olarak taşıdığı kaygıdır; öyle ki – ilk eşi Aino Aalto ile beraber – sadece binayı değil, onun iç yüzeylerinden mobilyalarına, lambalarına, cam işlerine kadar pek çok bileşeniyle müdahale etti. Kendisi tarafından tasarlanan Alvar Aalto Müzesi, onun memleketi olarak kabul edilen Jyväskylä’dadır.

Le Corbusier (1887-1965)

Picture34

Le Corbusier olarak tanınan (d. 6 Ekim 1887 – ö. 27 Ağustos 1965) İsviçre asıllı Fransız mimar. Modernizm’e ve uluslararası tarz’a yaptığı katkılar ile tanındı. Yaptığı tasarımlarda; kalabalık şehirlerde yaşayan insanlar için daha iyi yaşama koşulları sunan tasarımları önem taşıdı. Kariyeri uzun yıllar sürdü ve Avrupa’da, Hindistan’da ve Rusya’ya başlıca olmak üzere oldukça mühim binalar inşaa etti. Aynı zamanda; şehir plancısı, ressam, heykeltıraş, yazar ve modern mobilya tasarımcısıydı.

Modern yüksek tasarımın öncü çalışmalarını yaptı ve kendisini toplu konutlar ve kalabalık şehirler için daha iyi yaşam koşullarını sağlamaya adadı. Daha sonra eleştirmenler tarafından mimarlık biçimi-stili ruhsuz monolitler olarak (yekpare dikmeler) ve kendini beğenmiş olarak eleştirildi.

Bir uygulamacı olmanın yanı sıra teorisyen de olan Le Corbusier’nin modern hareket üzerindeki etkisini pekiştiren iki çığır açıcı metni vardı:

“ Beş Maddeyle Yeni Bir Mimari” (1926)

Ev içinde yaşanacak bir makinedir” saptamasında bulunduğu  (1923)

Le Corbusier iki çalışmasında da ferahlığı, bol hava ve aydınlığı, akılcı, esnek tasarımları vurguluyordu.

. Le Corbusier de betonarmenin daha özgür kullanımıyla ilgileniyordu, ama yapılarında insan ölçeğini yakalamak için modüler bir oran kavramı da geliştirdi. Onun Uluslararası Üslup doğrultusundaki en ünlü yapılarından biri Savoye Villası’dır (Poissy, Fransa; 1929-30).

Soveye binası
Soveye binası
Soveye binası
Soveye binası
notre dame du haut kilisesi
notre dame du haut kilisesi
Le Corbusier Chair
Le Corbusier Chair
Le Corbusier, Şezlong, 1928-30
Le Corbusier, Şezlong, 1928-30

 

Bu üç temel husus önemini korurken zamanla bu stili açıklamak için şu dört slogana başvurulmuştur:

**Süs kullanmak suçtur .

**Malzemelere dürüstlük

**İşlev biçimden önemlidir.

**Le Corbusier’ in bir tanımı olan: evler yaşamak amaçlı makinelerdir .

Türkiyedeki örnekleri

Nevzat Erol’un tasarladığı ve de İstanbul’un Saraçhane bölgesinde bulunan İstanbul Belediye Sarayı ve aynı dönemlerde İstanbul’un Harbiye semtinde inşa edilen ve İstanbul Hilton Oteli yapıları Türkiye mimarlık tarihindeki ilk en önemli uluslararası stil örneklerinden kabul edilmektedir

 İstanbul Belediye Sarayı
İstanbul Belediye Sarayı
İstanbul Hilton Oteli
İstanbul Hilton Oteli

Uluslararası stil ‘in yaygınlaşması

1930’larda ve 1940’larda Uluslararası Üslup Almanya ve Fransa’dan Kuzey ve Güney Amerika’ya, İskandinavya’ya, İngiltere’ye ve Japonya’ya yayıldı. Bu üslubun yalınlık, kullanışlılık ve geometrik biçimlendirme gibi özellikleri 1950’lerde ve 1960’larda ABD’deki gökdelen mimarlığının temelini oluşturmaya başladı. Uluslararası Üslup bu dönemde Amerika’nın gücünün ve gelişmişliğinin simgesi olan çıplak ve ucuz cephe kaplamalı gökdelenler için estetik bir dayanak sağladı.

Uluslararası stil ‘in sona yaklaşımı

  • 1970’lere gelindiğinde birçok mimar Uluslararası Üslubun içerdiği kısıtlama ve sınırlamalardan tedirgin olmaya başlamıştı. Bu üsluba özgü çelik ve cam “kutu”lann çıplak ve yoksul görünümü artık bıkkınlık verici ve çok kuralcı sayılıyordu. Sonuçta modern mimarlığa tepki olarak yeni tasarım ve bezeme olanakları araştınlmaya başladı. Mimarlar modern yapı malzemelerini ve bezeme öğelerini kullanarak çeşitli yeni etkiler uyandıran, daha özgür, daha büyük düş gücünün ürünü yapılar yaratmaya giriştiler. 1970’lerin sonlarıyla 1980’lerin başlannda iyice gelişen bu akım Post-Mo-dernizm(*) olarak adlandırıldı.